Aç kalan Midemi ,Doymak Bilmeyen Ruhmu ?
Şekilden Ruha, Benlikten Bizliğe Bir Yolculuk
Takvimler yine o mübarek dilimi işaret ediyor gönüllerimize sükûnet, sofralarımıza bereket getiren Ramazan-ı Şerif kapımızda.
Ancak bu yıl, 2026’nın getirdiği hızlı yaşam temposunda durup kendimize şu soruyu sormalıyız: Ramazan sadece bir takvim değişikliği mi, yoksa bir kalbi değişim vesilesi mi?
Ramazan denince çoğumuzun aklına ilk gelen “aç kalmak” oluyor. Oysa ibadet, mideyi boş bırakmaktan çok daha derin bir anlam taşır. Gerçek oruç dilde yalandan, kalpte hasetten, zihinde kötü düşünceden el çekmektir. İbadet, sadece belirli saatlerde yapılan rutin bir eylem değil, ruhun arınma disiplinidir.
İyilik Gösterişten Uzak, Gönülden Yakın
Bu ay, hayır ve hasenatın yarıştığı bir ay. Ancak hayır işlemek, sadece bir yardım paketini ihtiyaç sahibine ulaştırmak değildir. Önemli olan o paketi uzatırken takınılan tavır, o gönlü incitmeden dokunabilmektir. “Bir elin verdiğini diğer el görmemeli” düsturu, iyiliğin reklam malzemesi değil, bir insanlık borcu olduğunu hatırlatır bize.
Gerçek hayır
Komşunun derdiyle dertlenmek,
Bir yetimin başını okşamak,
Kırgınlıkları bir kenara bırakıp “merhaba” diyebilmektir.
Aynı Sofrada Farklı Renkler
Ramazan’ın en büyük mucizesi “biz” olabilmektir. İftar sofraları, zenginle fakirin, yaşlıyla gencin aynı ekmeği bölüştüğü bir eşitlik meydanıdır. Modern dünyanın bizi yalnızlaştırdığı, ekranlara hapsettiği bu çağda ;yan yana dizilmek, aynı duaya “amin” demek ve bir hurmayı paylaşmak en büyük şifadır.
İbadet sadece diz çöküp alnı secdeye koymak değildir; ibadet, yaradılanı Yaradan’dan ötürü sevebilmektir. Bu yıl Ramazan’ı sadece bir “gelenek” olarak değil, bir “uyanış” olarak yaşayalım. Ruhumuzu dedikodudan, nefret söyleminden ve bencillikten temizleyelim.
Unutmayalım ki aç kalan bir mide sadece acıkır, ama iyilikle dolan bir ruh, tüm dünyayı aydınlatır.
Ramazan’ınız mübarek, gönlünüz huzurlu, birliğiniz daim olsun.
NUŞİN KAZAK

